$ DOLAR → Alış: 3,75 / Satış: 3,77
€ EURO → Alış: 4,66 / Satış: 4,67

Bu sesi çok iyi tanıyorsunuz: Harun Can…

Bu sesi çok iyi tanıyorsunuz: Harun Can…
  • 30.06.2017
  • 8 kez okundu

Öncelikle bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Önce TRT, sonra Hacettepe Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde eğitim almış, 80’li yıllardan beri televizyon, tiyatro ve müzik alanında çalışan bir oyuncu, seslendirme sanatçısı ve müzik üreten biriyim.

Seslendirme sanatçılığı serüveniniz nasıl başladı?

TRT Ankara Radyosu’nda başladı. 80’li yıllarda TRT’nin tek kanal olduğu dönemde kurum kendi ihtiyaçları için çocuk sanatçı yetiştiren bir program başlattı. Birkaç aşamalı sınavda başarılı olanları sıkı bir eğitimden geçirdi. Ben bu insanlardan biriyim. Aynı dönemde Radyo Tiyatrosu, Arkası Yarın ve Çocuklarla Başbaşa çalıştığım ilk işlerdir. Arkasından Susam Sokağı gibi herkesin bildiği projelerde de çalıştım. Ve devamı geldi…

Seslendirme sanatçılığı dışında oyuncu ve müzisyenlik serüveniniz de var…

Seslendirme işlerin çok duyulduğu için, oyunculukla ilgili işlerim şu anda çok göze batmasa da, 90’lar ve 2000’li yıllarda TRT çatısı altında yüzlerce projede oyuncu, sunucu olarak görev aldım, televizyon programları yaptım. Ardından 1997 yılında Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nü kazandım ve 2001 yılında mezun oldum. Her şeyin özünde oyuncu olmak var. Bu her ne kadar çok öne çıkmasa da yaptığım diğer işleri, yapabilmemin sebebi bu altyapıdır aslında…

Müzisyenlik konusu ise biraz keyif olarak başladı. 90’ların sonu ve 2000’lerin başında Ankara’da çalan gruplarım oldu. Uzun süre şarkı söyledim. Ardından Korkuluk başladı. Müzik yaparken bir takma isim kullandığınızda, sizi tanıyan çoğu insan, müzik yaptığınızdan haberdar olmayabiliyor. Bu bir yandan iyi bir şey aslında. Korkuluk bir grup sanılsa da, benim müzik yaparken kullandığım bir isim aslında. Yaklaşık 10 yıllık bir çalışmanın ardından ilk Korkuluk albümü ‘Bir Hayvan Yaratmak’ yayınlandı. Büyük kısmı ev stüdyomda yazıp düzenlediğim, herhangi bir kaygı gütmeden hazırlanmış bir albümdür. Genel olarak dert anlatan şarkıların bir araya geldiği bir iş…

Harun Can’ın sesinden Deadpool…

Ali ve Didem yeni bir şeyler denemek ve farklı fikirler bulmak için imkanlı bir çalışma ortamı yarattı bana… Ben de işimi yaptım. Deadpool ile ilgili benim ismim öne çıkıyor olsa da bu bir ekip işidir ve iyi ekipler, iyi işler başarır. Bu ‘ekip’ konusuna değer veriyorum.

Bence Deadpool ile ilgili en önemli şey ise seyircinin yaptığımız işe sahip çıkması oldu. Harika bir takipçi kitlem var. Film daha gösterime girmeden önce bile o enerjiyi hissedebiliyordunuz. Filmin Türkçe dublajlı fragmanının bile 3 milyon izlenmiş olması da bunu gösteriyor. Biz elimizden gelenin en iyisini yaptık. Ancak izleyici filmin Türkçe seslendirmesine o kadar güçlü bir biçimde sahip çıktı ki, bence seyirci o işin önemli bir parçası oldu. Bu tip ‘ters’ işler, seyirci desteği ile bir yere gelir. Bu konuda seyirciye minnettarım. Destekleri benim için değerli.

Sesini beğendiğiniz kimler var? Hem seslendirme sanatçısı, hem de şarkıcı olabilir…

Bu konuda bir isim söylemek istemem açıkçası… Kimseye ‘sen şu ol’ diyemem. Haddime değil… Çünkü birini bu kadar iyi tanımak yıllar sürer. Her ne kadar bahsettiğimiz işlerde tecrübe sahibi olsam da, ben bir işi kimseye öneremem. Çünkü birine bir şey önermeyi, onun potansiyelini kullanacağı seçeneklerini daraltmak gibi görüyorum bir yandan… O yüzden izninizle bu soruyu ‘pas’ geçeceğim. (Gülüyor)

Seslendirme sanatçısı olmak isteyenlere önerileriniz neler?

Biraz klişe olacak ama, ‘eğitim, eğitim, eğitim!’ demek isterim. Herkes bir konuda ‘en iyi!’ olmak istiyor ve daha da ilginci bunu yapabileceğine inanıyor. Ama kimse zor yolu yürümek istemiyor. Ben TRT’de o dönemde alınabilecek en sıkı eğitimlerden birinden geçtim. Konservatuvar sınavlarına girdiğim sırada sektörde zaten hemen hemen isteyebileceğim her alanda çalışabiliyordum. Bana ‘Ne gerek var?’ diyen pek çok insan oldu ama dinlemedim. İyi ki de dinlememişim. Konservatuvarda aldığım oyunculuk eğitimi bana bu günleri kazandırdı. Bir iş yapma biçimi verdi.

Bu işi kurslarla, birkaç aylık eğitimlerle yapabileceğini düşünenlere hemen bu fikirden vazgeçmelerini öneriyorum. Çünkü artık bu işler çok daha zor. ‘Bir şeyi iyi yapan biri’ bu iş için çok yetersiz alıyor. Birden çok şeyi ‘iyi’ yapabiliyor olmanız gerekli. Bunu başarmak için almanız gereken eğitimi ise birkaç ayda almanız mümkün değil. ‘Ben kendimi geliştiririm’ sözü ise bana bu noktada komik geliyor. Çünkü 4 senelik bir okulu okumaya vakit ve emek ayırmadan, kolay bulduğu yoldan yürümeye çalışan birinin kendini geliştirebileceğine pek inanmıyorum. Kimsenin mutsuz olmasını istemem. Her gün yeterli birikim ve donanıma sahip olmadan bir biçimde bu işin içinde olmayı başarmış, ama istediği noktaya erişemediği için mutlu olamamış, güçlük içinde yaşayan ve bu işe çok fazla zaman harcadığı için artık başka bir yol seçme imkanı kalmamış insanlarla karşılaşıyorum. Aralarına katılmanızı istemem.

Mesleki anlamda konservatuvardan mezun olmuş herhangi biri, konservatuvardan mezun olmuş iyi şarkı söyleyen, dans eden ve müzik bilen birinden çok daha fazla risk taşırken, birkaç aylık kurstan sonra başarılı olabileceğini düşünen insanlara sadece ‘iyimser’ diyebilirim. İstisnalar var mıdır? Bilmem? Belki vardır. Ama piyango bileti almaktan pek farkı yok bunun…

Bu anlamda ben çok kötü bir örneğim. Bunun için özür dilerim. Sanırım dışarıdan bakanlar için bu işi cazip hale getirirken, kolay bir işmiş gibi gösteriyorum. Bizim işimizde insanlar hep başarılı olanları tanıyor. Başarısızlar kimseye görünmeden yok olup gidiyor çünkü… Bu yanılgı, çok acı bir durum. Başarısı ile göze görünen 5 kişi varsa, başarısızlıkla yıkıma uğrayan 5 milyon kişi var. Bu acımasız bir istatistik. Böyle bir riski göze alacaksanız, çok zor zamanları ve alabileceğiniz en iyi eğitimi elde edecek sabrı göstermeyi de göze alacaksınız.

Aynı zamanda şarkı da söylüyorsunuz. Şarkıcılık ve seslendirme sanatçılığının sizdeki yer nasıl?

Aslında ikisi birleşti… İkisi hayatımda ortak yer kaplıyor diyebilirim. Müziği hala biraz ‘zevk’ kısmında tutmaya çalışıyorum. Seslendirme ve müzik direktörlüğü işleri ciddi bir iş akışı gerektiriyor çünkü. Her şey bir yana hayatımdaki tüm bileşenleri seviyorum.

Bu meslek dışında ne yapmayı isterdiniz? Ya da seslendirme sanatçısı olmasaydınız ne olmak isterdiniz diyelim…

Bu meslek dışında bir şey yapmak pek aklımdan geçmedi açıkçası… Zaten kendimi bildim bileli bu tip işlerin içindeyim. Ama farklı bir yol seçmiş olsam, teknik bir işler yapardım galiba… Muhtemelen bilgisayarlarla ilgili bir iş olurdu. Bilgisayarlarla aram her zaman iyi olmuştur.

Ben daima hayal kuran biriyim. Sanırım büyüyünce ne olacağıma hala karar veremedim… (Gülüyor)

Üç kelime ile kendinizi özetler misiniz?

Zor. (Gülüyor)

Kendi, farklı, direkt.

Etiketler:

Reklam
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
user
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.